share on:

Astroloji gönül ilişkilerini, arkadaşlıkları, talihsizlikleri, beklenmedik karşılaşmaları, iş yaşamındaki başarı ve başarısızlıkları ve günlük yaşantımızda yer tutan daha nice önemli durumu kendisine bakarak anlamlandırdığımız bir alan.

Bazılarımız yüksek önem atfederek, bazılarımız ‘fala inanma ama falsız da kalma’ misali, bir kısmımızsa dalga geçecek bir konu bulmanın sevinciyle gazetelerde, internet sitelerinde burç yorumlarına bakıyoruz. Öte yandan ‘yükselenin ne?’ veya ‘Satürn’ün hareketi böyle böyle etti bizi’ türünden sohbetler durmamacasına sürüyor.

Peki, astrolojinin söylediklerine ne ölçüde güvenebiliriz? Bir bilim olduğunu söyleyebilir miyiz? Burç köşelerinde yazılanlara, şirketten gelecek ödemenin gecikmesinde gezegenlerin hareketlerinin belirleyici etkisi olduğuna inanmamız için gerekli ve yeterli sebepler var mı? Tüm bunları cevaplamak için önce astrolojinin tanımını yapalım ve tarihine bir göz atalım.

Astroloji Nedir?

Astroloji kelimesi ‘yıldızların hesabı’ anlamına gelen astrologia kelimesinden geliyor. Yıldızlara bakarak geleceği okumak, söylemek veya gök cisimlerinin hareketleri ve birbirlerine karşı konumlarının insan hayatı üzerindeki etkilerini araştırmak olarak tanımlanabilir.

Astrolojinin tarihi Babil’de başladı. Babilliler gezegenleri tanrı olarak gördüklerinden doğal olarak hayatları üzerindeki esas belirleyici olduklarını düşünüyorlardı. Şu anda bilinen on iki burcu da Babilliler oluşturdu. Bu miras üzerinden de günümüzde yürürlükte olan Batı astrolojisi gelişti. Şimdi astrolojiyi savunanlarla ona karşı olanların görüşlerini inceleyip bir senteze varmaya çalışalım.

Astrolojiyi Savunanların Görüşleri

Astrolojinin hayatımızı anlamlandırmada doldurulamaz bir yeri olduğunu savunanların bunu kanıtlamak için öne sürdükleri en güçlü sav uzayın, gezegenler ve bunların hareketlerinin oldukça sistemli ve düzenli olmasıdır. Burada burçlar yoluyla işleyen bir sistem vardır. Tesadüfle açıklanamayacak süreçler gözlemlenmektedir. Yani bir anlamıyla doğa kanunları işlemektedir ve doğa kanunlarını araştıran farklı dallar nasıl bilim statüsünde kabul ediliyorsa astrolojinin de aynı muameleye tabi olması gerekir.

Karşı Tarafın Görüşleri

Karşı tarafsa görüşlerini astrolojinin bir bilim olmadığı görüşünden temellendirmiştir. Astroloji bir batıl inanç, boş inandır. İnsanları bilimden ve gerçek sorunlarından, dolayısıyla bu gerçek sorunların gerçek çözümlerinden uzaklaştırmakta ve uyuşturmaktadır. Bilim insanları astronominin verileriyle astrolojiyi sıkıştırmakta ve doğrusu da başarılı da olmaktadırlar.

Bunun dışında daha kolay ama muhatabı açısından cevaplaması zor sorular da sorarlar. Örneğin: Burç kitaplarında bildiğiniz gibi her burç belli kişisel özelliklerle ilişkili durumdadır. Hâlbuki aynı burçtan hatta aynı gün doğan birçok ünlüye baktığımızda karakterlerinin, yeteneklerinin ve kişisel özelliklerinin oldukça farklı olduğunu görebilmekteyiz.

Astrolojiye Ne Kadar İnanmak Gerek?

Peki, ne sonuca varıyoruz? Bilimin karşı-kanıtları su götürmez bir kesinlik sergiliyor. Bu nedenle astrolojiyi bir bilim, kuşku götürmez gerçekleri açıklayan bir büyük hakikat olarak görmemeli. Tabii ki toplanıp burç kitaplarına bakarak geyik yapmanın, bazen heyecan bazen alışkanlıkla günlük burç yorumlarına bakmanın hiçbir zararı yok. Yeter ki bir hobi, günlük hayattaki eğlenceli olabilecek bir uğraş olan astrolojiye daha büyük gerçekler atfetmeyelim.

Leave a Response